Eserleri ve Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eserleri ve Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2025 Perşembe

Florya Atatürk Deniz Köşkü

Florya Atatürk Deniz Köşkü, İstanbul'un Bakırköy ilçesine bağlı Şenlikköy mahallesi kıyılarında bulunan bir yapıdır. Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün bölgeye duyduğu özel ilgi ve zaman zaman gerçekleştirdiği yazlık ziyaretler sonucunda, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılarak, Atatürk'e armağan edilmiştir.

Mimari özellikleri

Köşk, karadan 70 metre uzaklıkta deniz tabanına dikilen kazıklar üstüne inşa edilmiş olup, ahşap bir iskele yolla karaya bağlanmaktadır. Bünyesinde kabul salonu, yatak odaları, banyo ve kütüphane vardır. Köşk ilk yapıldığı dönemlerde Atatürk'ün girişimiyle yakın çevrede bulunan ve içinde metruk Ayastefanos Manastırı'nın yıkıntılarının bulunduğu çayırda, köşke bahçe olarak bir koru oluşturulmuştur. 

Bu koru, bugün Florya Atatürk Kent Ormanı adıyla anılmakta ve halka açık park olarak kullanılmaktadır. Köşk, Türk mimari tarihinde, erken cumhuriyet dönemi mimarisinin simge eserlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Tarihi

1935 yılında belediye tarafından mimar Seyfi Arkan'a projesi çizdirilmiş; aynı yıl 14 Ağustos günü yapımı tamamlanarak Atatürk'e teslim edilmiştir. Dolmabahçe Sarayı'nda kaldığı dönemlerde sık sık motorla köşke gelen Atatürk, halkla birlikte denize girmiştir. 

Atatürk, üç yıl boyunca belirli aralıklarla köşkü yazlık çalışma ofisi kullanmış, son ziyaretini ölümünden birkaç ay önce, 28 Mayıs 1938 tarihinde gerçekleştirmiştir. 

Özellikle 1936 yılının haziran ve temmuz aylarında uzun süre burada konaklamıştır. Köşk önemli davetlere ve bilimsel toplantılara da ev sahipliği yapmıştır. Köşkte ağırlanan tanınmış konuklar arasında İngiltere kralı VIII. Edward ve Windsor düşesi Wallis Simpson da bulunmaktadır. 

Atatürk'ün ölümünden sonra göreve gelen cumhurbaşkanlarından İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve Kenan Evren de köşkü yazlık olarak kullanmıştır. Daha sonra bölgenin eski ışıltısını yitirmesi ve denizsuyu kalitesinin düşmesi gibi nedenlerle köşk daha az kullanılır hâle gelmiştir. 

6 Eylül 1988 tarihinde TBMM Millî Saraylar Daire Başkanlığının yönetimine giren köşk onarılarak müze hâline getirilmiştir. Köşkün kimi bölümleri TBMM mensuplarına hizmet vermesi düşünülerek sosyal tesis olarak ayrılmıştır.

Ulaşım

Köşke Halkalı-Gebze Marmaray banliyö hattının Florya Tren İstasyonu'ndan ve Florya-Yenibosna arasında işleyen 73T numaralı İETT otobüsleriyle ulaşılabilir. Müze olarak hizmet vermekte olan köşke pazartesi ve perşembe günleri dışında, kış döneminde 09.00-15.00 saatleri arasında, yaz döneminde ise 09.00-16.00 saatleri arasında girilebilir.

Ayrıca bakınız

  • Güneş Plajı

Camlı Köşk (Atadan Köşkü)

Camlı Köşk (Atadan Köşkü; Cumhurbaşkanlığı Dış Konuklar Köşkü)

 

Ankara'da Çankaya Köşkü arazisinde bulunan, tek katlı tarihi bir köşktür.

Türkiye'nin modern mimarlık tarihi açısında miras niteliği taşıyan bir yapıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün özel isteği üzerine kız kardeşi Makbule Hanım'ın ikamet etmesi için yaptırılmıştır.

1935 yılında mimar Seyfi Arkan tarafından tasarlanan yapının inşaatı 1936 ortalarında tamamlandı. Köşkte Atatürk'ün ölümüne kadar Makbule Hanım yaşadı. Yapı, 2016'ya kadar devlet başkanlarını ağırlamak üzere kullanılmıştır.

Tarihçe

1935 yılında cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, sık sık İstanbul'dan gelerek Çankaya Köşkü'nde kalan kız kardeşi Makbule Hanım ve eşi Mecdi Bey'in konaklaması için Cumhurbaşkanlığı alanı içinde bir ev yapılmasını istemiştir.

Atatürk, Florya Atatürk Deniz Köşkü'ndeki yapım süreci ve ortaya çıkan tasarımdan çok memnun kaldığı için evi tasarlama işini Seyfi Arıkan'a verdi. 25 Haziran 1935'te Müteahhit mimar Zühtü Başar'a ihale edilen köşkün inşaatın bitişi iç mekân tasarımları ile 1936 yılı ortalarını buldu. Yapının mobilya ve aydınlatma elemanlarını Seyfi Arkan tasarladı.

Atatürk, köşkü yaşadığı müddetçe kız kardeşinin kullanmasını, daha sonra "Misafir ve Başvekil Köşkü" olmasını istedi. Atatürk'ün ölümünden sonra Çankaya Köşkü'nün bütün arazisi CHP'ye miras kaldı. CHP, Camlı Köşk'ün kullanım hakkını Makbule Hanım'dan satın aldı. 1949'da Maliye Bakanlığı CHP'den Çankaya arazisi ve yapılarını satın aldı.

1951-1954 arasında yurt dışından resmi ziyarete gelen yabancı konukları ağırlamak için kullanıldı; 1954-1970 yılları arasındaysa başbakanlık ve meclis başkanlığı konutu olarak hizmet verdi. Bu dönemde yapı kuzey kanadı kırılarak genişletildi, koruma polisleri için yeni blok eklendi.

1975'te başka bir mimar Abdurrahman Hancı tarafından yenilendi ve devlet konukevi olarak işlev görmeye başladı. İç mekan çift katlı iken 1975 restorasyonunda tek katlı hale getirildi. Galeri ve merdiven kaldırıldı, kış bahçesi ve havuz kaldırıldı, yapının içine alındı.

1994 yılında restore edilen yapıya 300 metrekarelik yatak ünitesi eklendi ve 1996 yılı başında yeniden yabancı devlet başkanlarını ağırlamak üzere kullanılmaya başladı.

Mimari özellikler

Mimar Arkan, Makbule Atadan köşkündeki temel kaygılarının dinginlik, sakinlik ve yerine uygunluk olduğunu belirtmiştir.[8] Yapı, bir konut olarak tasarlanmakla birlikte cumhuriyetin ülkeye dair vizyonunu gerek kendi toplumuna gerekse yabancılara tanıtmak işlevini de üstlenmiştir.


Arkan'ın tasarladığı tek katlı yapıda çeşitli yaşama mekanları seviye farklarıyla belirtilmiştir. Konuk odaları, sigara odası, kadın oturma odası, kış bahçesi ve hizmetçi odası gibi bölümler içerir. Örtülü ve yarı örtülü teraslar hem iç hem dışa ait ortak alanlardır.

Ayrıca bakınız

  • Çankaya Köşkü


19 Mart 2025 Çarşamba

Atatürk’ün Trabzon’daki Köşkü

Atatürk’ün Trabzon’daki Köşkü İncelemeye konu edinilen ilk ev “Atatürk Köşk”ü olarak bilinen ve Trabzon Vilayeti İdare-i Hususiyesi tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya hediye edilen köşktür. Cephe ve mekân kurgusu Avrupa mimarisi özelliklerini taşıyan bu köşk 1890 yılında Konstantin Kabayanidis tarafından yaptırılmıştı.

Köşk, yığma yapım tekniği ile taş, tuğla ve ahşap yapı malzemeleri kullanılarak inşa edilmişti.

Trabzon Vilayeti İdare-i Hususiyesinin malı olan bu köşk, Vilayet Daimi Encümeni'nin 18 Mayıs 1931 tarih ve 361 numaralı kararı gereğince Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya mülk olarak verilmiştir.

Buna ilişkin resmi işlemler 16 Haziran 1931 tarihinde yapılmış ve Gazi Mustafa Kemal Paşa adına tapuya kaydedilmiştir.

Atatürk, 10 Haziran 1937 tarihinde başladığı Trabzon seyahati süresince bu köşkte kalmış, köşkte yaşanılan gelişmeler de yukarıda açıklanmıştı.

Atatürk bu köşkte bulunduğu sırada, çiftliklerini Hazineye bağışladığını İsmet İnönü’ye gönderdiği yazıyla duyurmuştu. Çiftliklerin bağışlandığı yer olması nedeniyle, köşkün Atatürk’ün hayatında önemli bir yer tuttuğunu söylemek mümkündür. Soğuksu köyünde bulunan bahçe içindeki bu köşk, Atatürk’ün vefatı sonrasında, yasal varisi olan kız kardeşi Makbule Boysan’a intikal etmiştir.

 Bu konuya ilişkin yasal işlem, Ankara Asliye Hukuk Hâkimliğinin 7 Aralık 127 Cumhuriyet, 12 Mayıs 1938, s. 1, 3.

*  128 Trabzon Kent İçi Kültür Varlıkları Envanteri, T.C. Trabzon Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları, Trabzon 2010, s. 269. 
* 129 - Trabzon Tapu Zabıt Defteri (TTZD), Cilt No:109/1, Sayfa No:18, Sayı No:49. 938/2509 esas ve 1627 karar sayılı veraset ilanı
* 130 - gereğince gerçekleştirilmiş ve köşk Makbule Boysan adına, 31 Temmuz 1939 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
* 131 - Köşk daha sonra Trabzon Belediyesi tarafından Atatürk Müzesi haline getirilmiştir. Günümüzde de Atatürk Müzesi olarak kullanılmaktadır.  

6 Ocak 2025 Pazartesi

BÜYÜK TAARRUZ KARARI

Atatürk, Büyük Taarruz’a hangi koşullar altında, nasıl karar verdiğini "Nutuk"ta şöyle anlatır: 

"Saldırı için tekrar cepheye gitmeden önce, Ankara’da çözülmesi gereken bazı sorunlar vardı. Hükümet üyelerine saldırı emri verdiğimi açıklamamıştım. 

Artık resmen onları haberdar etmek zamanı gelmişti. Bakanlar Kurulu toplantısı yaparak içişleri, dışişleri ve askeri durumları görüşüp tartıştıktan sonra saldırıya geçmek için görüş birliğine vardık. 

Başka bir sorun dana vardı. Bize karşı olanlar ordunun çöktüğünü, kıpırdayacak durumda olmadığını, böylece karanlık ve bilmezlik içinde beklemenin felakete varıp dayanacağını kamuoyuna yayarak uyandırdıkları yankılar, aslında düşmandan iyice gizlemeye çalıştığım saldırı kararının gizli kalması bakımından yararlı sayılabilirdi.

Fakat bu olumsuz propagandalar en yakın ve bize inanmış kişiler üzerinde bile olumsuz etkiler uyandırmaya başlamış, onlarda da tereddütler uyandırmıştı. 

Bu arkadaşları da, yakında yapacağım saldırı hakkında aydınlatmam, altı yedi gün içinde düşmanın asıl kuvvetlerini yenilgiye uğratacağıma inandırmam gerekiyordu. 

Bu görevi de yaptım. Görüşeceğim kimselerle görüştükten sonra Ankara’yı terk ettim. Yalnız cepheye gidişimi birkaç kişiden başka bütün Ankara’dan gizledim. Benim kaybolacağımı bilenler, burada imişim gibi davranacaklardı. 

Hatta benim Çankaya’da çay ziyafeti vereceğimi de gazetelerle duyuracaklardı. Trenle yola çıkmadım. Bir gece otomobille Tuz gölü üzerinden Konya’ya gittim. Konya’ya gelmekte olduğumu orada kimseye telgrafla bildirmediğim gibi, Konya’ya varır varmaz telgrafhaneyi denetim altına aldırarak Konya’da bulunduğumun hiçbir tarafa bildirilmemesini sağladım.

Amacım, durumu mümkün olduğu kadar dünyadan gizlemekti. Çünkü düşman ordusunu tümüyle yok edeceğimizden emindim. Bunu anlayıp düşman ordusunu felaketten kurtarmak isteyeceklerin yeni girişimlerine meydan vermemeyi uygun buldum."

5 Ocak 2025 Pazar

ATATÜRK'ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER

 BİR ASKERİN MEZARINA


Şurada, kabrin üzerinde konulmuş bir,
Beyaz taş var, onun altında bayraklar
Temevvüç ederken, kelleler uçuşurken...
Celâdeti tâbân olurken aldığı cerîhai mevt
İle bu âlemi hîçîye vedâ etmiş bir
Asker yatıyor...
Onun hâbı istirahate çekildiği şu
Makberin üzerine rüfekası eşki teessür döktüler.
Kadınlar dümü rizi mâtem oldular. İhtiyarlar
Nâle eylediler, çocuklar ağladılar.
Şu söğüt ağacının nim setreylediği senin
Mezarın üzerine bir zırh başlık ile kılıç hak,
Olunmuştur. İşte orası o kahramanı muhteremin
Câyi istirahatidir. Ne mutlu ki, hâki pâye vatan
Ona nâilini intizar olmuş!...

MUSTAFA KEMAL
· Harbiye talebesi iken yazmıştır.



HAKİKAT NEREDE?

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin,
Aydınlıkta karaltı, karatıda şafak
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.

Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa'nın Alplerinde Oğuz torunları
Doğudan çıkan biz
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz
Türk sadece bir milletin adı değil,
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Hakikat nerede?

MUSTAFA KEMAL



BEŞİKE HÂDİSESİ İÇİN

Çıkıyor gönüllere istimdadı
Sâmiamda vatanın feryâdı
Çıkıyor gönüllere istimdadı
Yaralı bir ananın evlâdı
Etmesin mi anaya imdadı?

Rumeli can veriyor yok mu ilaç.
Edelim sıhhatini istimzaç;
Etmeyelim kimseyi izaç?

Zırhlılar her yeri tehidt ediyor,
Makedonya bunu tes'it ediyor.
İnkırazı bize teyit ediyor.

Yemenin purişi malumu cihan
Ne için eyledi millet isyân?
Zulme ister mi bu yoldan burhan
Turuşkalar bile aldı meydan

Hani kânun-u adaâlet nerede?
Mülk-ü millette himâye saadet nerede?
Haricen mülk-ü himaye nerede?
Bizde evvelki şecaat nerede?

Gelse Ertuğrul şöhret-i pervas
Eder elbette tahayyür ibraz
Vatanın feyzine kâdir olamaz
Yeniden fethine verseydi cevâz...

Yıldırım görse şu ahvâlimizi
Ateş kahrı yakar hâlimizi,
Af eder mi bizim efâlimizi,
Mahveder cumle-i emsâlimizi,

Ey büyük Fâtih'i İstanbul'un...
Bu revş olmadı mı makbulün
Sây ile toplanılan mahsulün
Berhava oldu fakat meçhulün...

Yazık oldu Vatana âh yazık...
Her ağızdan çıkıyor: Eyvâh yazık!..
Acısın bizlere, âh yazık!

MUSTAFA KEMAL
· Sinop 25 Kânunu Evvel 321 (1905)



HAYAT SERENADI

Atatürk'ün Salih Bozok'a yazdığı mektuptan :

"Bir Fransız şairi hayatı şöyle tarif ediyor :

Hayat kısadır,
Biraz hayal,
Biraz aşk
Ve sonra Allahaısmarladık.

Diğeri de :
Hayat boştur.
Biraz kin,



KASİDEİ İSTİBDAT YAHUT KIRMIZI İZLER

Bir köhne kadit parçası, bir çehrei menhus,
Zulmetler içinde mütereddit, mütelâşi,
Daim mütefekkir görünen, kendine mahsus
Efkârı sakimane ile âleme karşı
Ateş saçarak etmede her gün bizi tehdit,
Âmali harisanesini eyledi tezyit...
Gördükçe bu mazlumlarını, sinesi mağrur,
Tırnaklarını aileler kalbine saplar;
Mağdurlarının her biri bir kûşede ağlar,
Katlandı vatan görmeğe evlâdını makhur...
Birçoklarımız mahpes-ü menfada süründük.
Ey gazii mecruhu vega dideye döndük.
Ey kanlı eliyle vatan âmaline hail,
Ey enmilei sürbu cinayata delâil
Teşkil eden ey köhne kadit, katili efkâr,
Ey katili şübbanı vatan, katili ahrar,
Ey varlığı bir millet için bâdii zillet.
Ey çehresi ifrite veren dehşeti vahşet,
Zindanları, menfaları, mahpesleri doldur,
Ziniciri esaretle bütün hisleri dondur.
Tesmimi nefes, nefyi ebet, sonra denizler..
Her girdiğin evlerde durur kırmızı izler...
Kâbusi hiyanetle vatan can çekişirken
Âtimizi dendanı harisin kemirirken
Bir gün Rumeli dağları envara boyandı;
Hürriyetin enfası ile herkes uyandı.

MUSTAFA KEMAL
ŞANLI ORDU GAZETESİ : 24 Kasım 1908

İSMET İNÖNÜ, ALMAN TELEVİZYONU’NUN ATATÜRK’E VE TÜRK DEVRİMİ’NE İLİŞKİN SORULARINI CEVAPLIYOR

İSMET İNÖNÜ, ALMAN TELEVİZYONU’NUN ATATÜRK’E VE TÜRK DEVRİMİ’NE İLİŞKİN SORULARINI CEVAPLIYOR (BASINIMIZDA BİLİNMEYEN BİR SÖYLEŞİ) Prof. Dr....