Balkan Savaşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Balkan Savaşları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2025 Perşembe

Batı Cephesi

Batı Cephesi

Birinci Dünya savaşının sonunda Osmanlı devleti Mondros ateşkes antlaşmasını imzalayarak savaştan yenik ayrılmıştı. Mondros ateşkes antlaşmasının maddeleri gereğince Türk ordusunun silah ve cephanesi elinden alınacak, tüm askeri personeli 50.000 ile sınırlandırılacak.

Bu durum karşısından Osmanlı Genelkurmay Başkanı ordunun yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi ve 9 kolordu ve 20 tümen halinde örgütlenmeyi kabul ettirdi. 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi ve Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ve Osmanlı devletinin genel kurmayın kurduğu kolordu ve tümenin önemi kalmamıştır.

Yunanlılar, Ege de ilerlemeye başlayınca  bazı askeri birliklerden karşılık geldi. Yunanlılar karşısında 17. kolordunun 56. Tümeni hiç karşı koymadı.bir kısmı Yunanlılar tarafından esir alınmış bir kısmı ise terhis edilerek bırakılmıştır. Yunan ordusuna karşı Kuvayi Milliye harekatı kurulmuştur. Kuvayi Milliye harekatı zayıf askeri birliklerden oluşmaktadır.

Kuvayi Milliye ruhu belli bir süre sonra yayılmaya başladı ve halk hep birlikte savaşmaya karar verdi. Müdafaa-i hukuk örgütleri Kuvayi Milliye ye asker ve para sağlama işini üstlendiler. 

Böylece Ayvalık, Salihli, Denizli'ye kadar yunanlılara karşı Kuvayi Milliye cephesi  kuruldu.

Mustafa Kemal o sırada Havza'da idi ve Kuvayi Milliye ile ilgilenerek birliklere gönderdiği emirlerde her işgal eylemine karşı halkın silahlandırılarak karşı konulmasını bildirmişti. Kuvayi Miliye'nin büyük bir kısmını efeler ve Ethem'in emrindeki askerler oluşturuyordu.

Mustafa Kemal Sivas kongresinde Kuvayi Milliye'nin örgütlenmesi gerektiğini söylemiş ve 9 eylül 1919'da Ali Fuat Paşa'ya "Batı Anadolu Genel Kuvayi Milliye Komutanlığı" görevini vermiştir.

Ali Fuat Paşa başarılı olamadığı için 23 ekimde Albay Refet bey gönderildi ve bir rapor hazırlayarak uzun süre batı Anadolu cephesinin komuta altına alınamayacağını bildirdi ve batı cephesi Albay Rafet bey komutasına verildi.
22 haziran 1920'de Yunanlıların saldırısı üzerine Balıkesir ve Bursa düştü.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde büyük tepkiler oluştu ve komutanların cezalandırılması istendi. Mustafa Kemal komutanlar yüzünden değil asker, silah ve mühimmat olmadığı için düştüğünü söylemiştir. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi gerçek bir ordunun kurulması ve Kuvayi Milliye'nin düzenli ordu haline dönüştürülmesini söyledi. Meclisin kararı ile düzenli ordu kuruldu.

Fakat batı cephesinde düzenli ordunun kurulmasını engelleyen 2 sebep vardı. 

1. Firar olayları 

2. Kuvayi Milliye örgütleri ve Ethem'in kuvvetleriydi. 

1. Dünya Savaşında 300 bin civarında asker kaçmıştır. Savaşın doğurdu ekonomik çöküntü, bunalım, açlık ve sefalet savaş başlamasında engelleyici bir durumdu. Asker kaçakları olduğu için düzenli ordu kurulmakta güçlük çekti ve firariler hakkından kanunun kabulüyle İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

Batı cephesi sonuçları

  • TBMM hükümeti varlığını tüm Avrupa devletlerine resmen kabul ettirdi ve saygınlığı arttı
  • Avrupa ülkelerinde İngiliz ve Yunan politikasına karşı güvensizlik ve muhalefet başladı.
  • Ordunun kendine güveni geldi
  • Fransızlar, Zonguldak'tan, İtalyanlar, Güney Anadolu'dan çekildiler
  • 2. İnönü Muharebesinin kazanılmasından sonra Sovyet Rusya ve Afganistan gibi dost devletlerde büyük bir memnuniyet duymuş ve Ankara Hükümetine bildirilmiştir.


22 Mart 2025 Cumartesi

Çanakkale'de Kaybolan İngiliz Taburu

Çanakkale Savaşı insanlık tarihinin kaydettiği en büyük savaşlardan biridir. 8,5 ay boyunca Boğazın iki yakası adeta bir yeryüzü cehennemine dönüşmüştü. Bu savaşta yarım milyondan fazla asker hayatını kaybetti. Sadece İngiliz ordusunun kaybı 34.000 askerdi. Bu gün bunların 27.000'inin mezarı vardır.

Yani kaybolan İngiliz askerlerinin sayısı 7000 civarındadır. Fakat savaş bittikten sonra hepsi değil, özellikle 267'si arandı durdu...

Tarih: 10 Ağustos 1915

Yer: Çanakkale

Olaya Şahit Olanlar: Yeni Zelandalı Askerler

Olayı Rapor Edenler: istihkam Eri Künye No: 4/165 F. Reichard, istihkam Eri Künye No: l 3/416 R. Nevnes ve Künye Numarası verilmeyen istihkam Eri J.L. Newman

Olayın Alındığı Yer: "Râtselhafte Phanomene" Dergisi Sayı: 64

İngilizler askeri tarihlerinin en büyük yenilgilerinden birine adım adım yaklaşıyorlardı... İngiliz komutanı Sir Hamilton, korkunç bir yenilgiye uğrayacağını sezmiş, savaşı kazanmanın tek şansını, taze kuvvetlerle birlikte yapılacak büyük bir saldırıda görmüştür.

Kraliyet Norfolk Alayı, taze kuvvetlerin bir parçası olarak 29 Temmuz 1915'de İngiltere'de gemilere bindirildiler. Ve Çanakkale'ye doğru yola çıktılar. Savaşta her şey olabilirdi ama Norfolklular, Çanakkale'de başlarına gelecek olayı asla düşünemezlerdi...

Sir Hamilton, Tekke ve Kavaktepeleri'ne bir gece karanlığında ani ve hızlı bir saldırı yapmayı planlamıştı. Bu is için 12 Ağustos gecesi 54. Tümen ilerlemeye başladı. İçlerinde Norfolklular'ın Tugayı da bulunuyordu. Tepelerin yamacına kadar gelecekler ve şafak sökerken saldırmak üzere hazırlanacaklardı. Fakat, gece yürüyüşünün yapılacağı Küçük Anafartalar Ovası denilen yerde, Türk askerlerinin pusuya yattığı zannediliyordu. Bu yüzden Norfolklular'ın bir Tümeni önden giderek yolu açmak amacıyla, l 2 Ağustos öğleden sonra harekete geçti.

Bu öncü Tümen'in ilerleyişi, tam bir bozgunla sonuçlandı. Gelibolu Savaşı'nda İngilizlerin gösterdiği şaşkınlık ve beceriksizliğin tipik bir örneğini verdiler. Öğleden sonra, saat 4'de topçu desteği başlayacaktı ama 45 dakikalık bir gecikme oldu. Haberleşme hatası yüzünden gecikmeyi öğrenemeyen topçu desteği gereksiz yere, saatinden önce ateşe başladı ve boşuna ateş gücünü harcadı.

Savaş alanı hiç incelenmemişti, İngiliz komutanlarının, arazi hakkında bilgileri yoktu. Hedefleri hakkında tam bir karara varamamışlardı. Haritaların çoğu son anda çalakalem çizilmişti ve yarımadanın diğer tarafını gösteriyordu. Ayrıca Türk kuvvetlerinin gücünden de habersizdiler.

163. Tümen, gün ışığında çıplak ovayı geçmeye çalışmanın bariz bir hata olduğunu anladığında, ancak 900 metre kadar ilerleyebilmişti. 4. Norfolk Taburu onların gerisindeydi. Türkler'in direnci, İngilizlerin tahmin ettiğinden çok daha büyüktü. İngiliz Tümeni'nin büyük bir kısmı yoğun makinalı tüfek atışı altında kaldığı için, olduğu yerde çakılmıştı. Ancak sağ tarafta yer alan 5. Norfolk Taburu daha az bir mukavemetle karşılaştığından ilerlemeye devam etti.

Esrarengiz Bulutun İçine Doğru...
İşte, tam bu sırada, 22 kişilik Yeni Zelanda sahra birliğinin gözleri önünde, Norfolk Alayı'nın 4. Taburu'na bağlı askerler, karşılarındaki tepeye doğru yürümeye başladılar. Tepenin üzeri, ekmek somunu şeklinde beyaz bir bulutla kaplıydı, İngiliz askerleri, yavaş yavaş tepeye yaklaştılar ve bulutun içinde gözden kayboldular. Bulut yüzünden askerler görülmüyordu. Son asker de bulutun içine girdikten sonra, beyaz bulut yavaşça havalanmaya başladı ve rüzgarın aksi yönüne doğru hareket etti. Bulutun hareket etmesiyle birlikte tepenin üstü de, görüş alanına açılmıştı. Ama 4. Norfolk Taburu'ndan hiç bir asker tepede görünmüyordu!...

Komutan Hamilton, İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener'e gönderdiği telgrafta, olaya şöyle anlattı: "Savaş sırasında, 163. Tümen her bakımdan üstün olduğu bir anda, çok garip bir şey meydana geldi... Türkler'in zayıflamakta olan kuvvetlerine karşı, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hızla ilerledi ve savaşın en önemli kısmı böyle başladı. Mücadele iyice kızışmış ve iyice karışmıştı. Albay, 16 subayı ve 250 askeriyle önüne düşmanı katmış, hızla ilerlemesine devam ediyordu... Daha sonra bunlardan hiç bir haber alınamadı. Ormanlık bölgeye hücum ettikten sonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadı, içlerinden hiç biri geri dönmedi."
267 kişi hiçbir iz bırakmadan kaybolup gitmişti...
Savaş sonunda bu Tabur kayıp ilan edildi. 1918 yılında Anadolu işgal edildiğinde, İngiltere'nin ilk talebi, bu Tabur'un iadesi olmuştu. Buna karşılık Türkler böyle bir Tabur'un varlığından haberdar olmadıklarını bildirmişlerdi.
Bu Olayın Sonunda Yenilgi Kaçınılmaz Oldu
O gün, öğleden sonra başlayan ilerleyişin başarısızlıkla sonuçlanması, Sir Hamilton'ın savaşı kendi lehine döndürme ümidini de yok etmişti. Böylece, 1915 yılı sonunda Müttefik Kuvvetler, geri çekilerek, büyük bir yenilgiye uğradılar. Gelibolu Savaşı, 8,5 ay sürdü ve 46.000 askerin ölümüyle sonuçlandı. O zamanın savaşları için, bu korkunç bir rakamdı...

50 yıl sonra...
Çanakkale Savaşı'nın bitmesinden 50 yıl sonra, olayın görgü tanıklarından üç Yeni Zelandalı asker ortaya çıktılar ve çok önemli bir açıklama yapmak istediklerini bildirdiler: "Aşağıda anlatılanlar, 12 Ağustos 1915 tarihinde meydana gelmiş garip bir olayın dökümüdür..." sözleriyle başlayan bir rapor sundular. Raporda bu garip olayın ayrıntıları, tüm açıklığıyla anlatılmıştı. Raporlarını: "...Olayın 50. yılında, geç de olsa, aşağıda imzası olan bizler, anlattığımız bu olayın kelimesi kelimesine doğru olduğunu beyan ederiz" sözleriyle bitiriyorlardı...
Olaya Dünya Basını'nda Geniş Bir Şekilde Yer Verildi

Bu savaşta hayatta kalanlar, yaşadıklarını hiç bir zaman unutmadılar. Hatıralarını gelecek kuşaklara anlattılar. Savaşın tarihi yazıldı. Ölenlerin, yaralıların, kaybolanların sayısı tespit edildi.
Şimdi o yılları yaşayan çok az sayıda insan kaldı... O yıllarla ilgili unutulmayan pek çok şey oldu... Fakat tek bir şey, özellikle unutulmadı. O da, Norfolk alayının garip bir şekilde kaybolan askerleriydi..

18 Mart 2025 Salı

Türk Boğazları

Türk Boğazları, Türkiye'nin kuzeybatısındaki iki uluslararası öneme sahip su yoludur. Boğazlar, Ege ve Akdeniz'i Karadeniz'e bağlayan bir dizi uluslararası geçit oluşturur. Bunlar Çanakkale ve İstanbul Boğazı'ndan oluşur. Boğazlar, Marmara Denizi'nin zıt uçlarındadır. Boğazlar ve Marmara Denizi, Türkiye'nin egemen deniz topraklarının bir parçasıdır ve Türk iç suları olarak kabul edilir. 

Avrasya kara kütlesinin batı kısmında bulunan Boğazlar, geleneksel olarak Avrupa ve Asya kıtaları arasındaki sınır ve Avrupa Türkiye'si ile Asya Türkiye'si arasındaki sınır çizgisi olarak kabul edilir. Uluslararası ticaret, politika ve savaştaki stratejik önemleri nedeniyle Boğazlar, Avrupa ve dünya tarihinde önemli bir rol oynamıştır. 1936'dan beri Montrö Sözleşmesi gereğince yönetilmektedirler.

Coğrafya

Deniz su yolları olarak Türk Boğazları, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Yakın Doğu ve Batı Avrasya boyunca çeşitli denizleri birbirine bağlar. Özellikle Boğazlar, Karadeniz'den Ege ve Akdeniz'e, Cebelitarık üzerinden Atlas Okyanusu'na ve Süveyş Kanalı üzerinden Hint Okyanusu'na kadar deniz bağlantıları sağlar ve bu da onları özellikle Rusya'dan gelen malların geçişi için önemli uluslararası su yolları haline getirir.

Türk Boğazları aşağıdaki su yollarından oluşur;

İstanbul Boğazı veya Boğaziçi, yaklaşık 30 kilometre (19 mil) uzunluğunda ve sadece 700 metre (2.300 ft) genişliğinde olup, kuzeyde Marmara Denizi'ni Karadeniz'e bağlar. İstanbul şehrinden geçer ve bu da şehri iki kıtada bulunan bir şehir yapar. 

Üç asma köprü (Boğaz Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü) ve iki su altı tüneli (Marmaray raylı tüneli ve Avrasya karayolu tüneli) ile geçilir. Çeşitli aşamalarda daha fazla geçiş için planlar tartışılmaktadır.

Çanakkale Boğazı, 68 km (42 mil) uzunluğunda ve 1,2 km (0,75 mil) genişliğinde olup, güneybatıda, Çanakkale kenti yakınlarında, Marmara Denizi'ni Akdeniz'e bağlar. Klasik antik çağda, Çanakkale Boğazı Hellespont olarak bilinirdi. Boğaz ve batı kıyısındaki Gelibolu yarımadası, Birinci Dünya Savaşı sırasında Gelibolu Muharebesi'ne sahne olmuştur. 18 Mart 2022'de trafiğe açılan Çanakkale 1915 Köprüsü, Avrupa yakasındaki kuzeybatı ili Çanakkale'nin Gelibolu ilçesini ve Anadolu yakasındaki Lapseki ilçesini birbirine bağlar ve boğazı geçen ilk köprüdür.

Ekonomik faaliyetlerin gelişmesi, endemik yunuslar ve liman yunusları da dahil olmak üzere deniz ekosistemlerini tehdit etmektedir.

Ayrıca bakınız

  • Marmara Bölgesi
  • Çanakkale Krizi
  • Kanal İstanbul
  • Sakız Boğazı
  • Lozan Antlaşması
  • Türk Boğazları krizi
  • Danimarka Boğazları
  • Montrö Boğazlar Sözleşmesi

17 Mart 2025 Pazartesi

Çanakkale Boğazı

Çanakkale Boğazı ya da tarihî adıyla Dardanelya (Yunanca: Δαρδανέλλια, romanize: Dardanéllia (Dardanos'un Geçidi)), Asya ile Avrupa kıtalarını birbirinden ayıran ve Ege Denizi ile Marmara Denizi'ni birbirine bağlayan bir boğaz ve uluslararası su yoludur.

Dardanelya (Yunanca: Δαρδανέλλια, romanize: Dardanéllia (Dardanos'un Geçidi)) ve Hellespontos (Yunanca: Ελλήσποντος, romanize: Ellíspontos (Helle'nin Denizi)), boğazın antik isimleridir.

Antik Yunan, Pers, Roma ve Bizans dönemleri (1454 öncesi)

Yunan ve Pers tarihi

Benzer şekilde, Boğaz, Hero ile Leandros efsanesinin geçtiği yerdi. Bir Afrodit şenliğinde birbirini görüp vurulan rahibe Hero ile Leandros, boğazın iki yakasında yer alan Sestos ve Abydos kentlerinde yaşayan iki aşıktır. Hero her gece boğazı Leander'in yaktığı bir mum ışığında geçer. Ama Leander'in babası fırtınalı bir günde işaret mumunu yakar, ışığı görüp boğaza atılan Hero ise fırtınada boğulur. Bu öykü Akdamar (Ahtamara) Adası ile benzerlik taşır.

Gelibolu Yarımadası'ndaki Çimpe Kalesi, Osmanlıların Avrupa'da ele geçirdikleri ilk toprak parçasıdır.

Çanakkale Boğazı I. Dünya Savaşı sırasında tarihte eşine ender rastlanan bir savaşa ev sahipliği yapmış; bu savaş sonucunda yaklaşık 500,000 kişi ölmüştür.

1923'te Lozan Antlaşması ile birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi ile uluslararası su yolu niteliği kazanan ve 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tamamen Türkiye Cumhuriyeti'nin denetimine giren Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı ile birlikte Türk Boğazları denir ve Avrupa ile Asya kıtalarını birbirinden ayıran doğal sınırlardan biri olarak kabul edilir.

Uluslararası seyrüseferde kullanılan dünyanın en dar boğazlarından biri olan Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi'ni Ege ve Akdeniz'e bağlarken, aynı zamanda İstanbul Boğazı yoluyla Karadeniz'e de bağlantı imkânı sağlar.

Boğaz, 61 kilometre (38 mil) uzunluğunda, 1,2 ila 6 kilometre (0,75 ila 3,73 mil) genişliğinde ve ortalama 55 metre (180 ft) derinliğindedir. Ortalama derinliği 55 metre (180 ft), en dar noktası ise Çanakkale il sınırında 103 metre (338 ft) maksimum derinliğe sahiptir. Çanakkale Boğazı'ndaki ilk sabit geçiş, 2022 yılında 1915 Çanakkale Köprüsü'nün tamamlanmasıyla açıldı.

Boğazda iki kıta arasındaki ulaşım feribotlar ve 1915 Çanakkale Köprüsü vasıtasıyla sağlanmaktadır.

Önemli bir kısmı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alanı'ndan oluşan Gelibolu Yarımadası boyunca uzanan boğazın kuzey kıyılarının çoğu seyrek yerleşimliyken, Biga Yarımadası boyunca uzanan güney kıyılarında ise yerleşim daha yoğundur. Boğazın en dar yerinde 180.000 nüfuslu Çanakkale il merkezi vardır.

Karadeniz ile Akdeniz arasındaki tek geçiş noktası olan Çanakkale Boğazı, ticari ve askeri açıdan her zaman büyük önem taşımış ve bugün de stratejik önemini korumaktadır. Rusya ve Ukrayna da dahil olmak üzere birçok ülke için önemli bir deniz erişim rotasıdır.

Truva antik kenti boğazın batı girişinin yakınındaydı ve boğazın Asya kıyısı Truva Savaşı'nın odak noktasıydı. Truva bu hayati su yoluna giren deniz trafiğini kontrol edebildi. Pers Kralı I. Serhas'ın Pers ordusu ve daha sonra Büyük İskender'in Makedonya ordusu sırasıyla MÖ 480 ve MÖ 334'te birbirlerinin topraklarını işgal etmek için Çanakkale Boğazı'nı zıt yönlerden geçti. 

İskender, boğazı geçerek aynı isimli ırmağın yakınlarında Granikos Savaşı'nı gerçekleştirmiştir. İskender'in kumandanlarından olan Lisimahos, boğazın Saros Körfezi kıyısında kendine bir başkent kurarak Trakya'ya hükmetmiştir.

Herodot, MÖ 482 civarında, I. Serhas'ın (I. Darius'un oğlu) büyük ordusunun Pers'ten Yunanistan'a geçebilmesi için Hellespont'un genişliği boyunca Abidos'ta iki duba köprü inşa ettirdiğini söyler. Bu geçiş, Eshilos tarafından Persler adlı trajedisinde I. Serhas'a karşı ilahi bir müdahalenin nedeni olarak adlandırılmıştır.

Herodotus'a (vv.34) göre, her iki köprü de bir fırtınada yıkıldı ve I. Serhas köprüleri inşa edenlerin başlarını kestirdi ve boğazı kırbaçladı. Herodot Tarihi vii.33–37 ve vii.54–58, Serhas'ın duba köprülerinin inşası ve geçişi hakkında ayrıntılar verir. 

Daha sonra I. Serhas'ın boğaza bacak kelepçeleri attığı, çok sayıda kırbaçla üç yüz kırbaç vurduğu ve askerler suya bağırırken onları kızgın demirlerle dağladığı söylenir.[5] Herodotus, bunun "Hellespont'a hitap etmenin oldukça küstahça yolu" olduğunu ancak I. Serhas'a özgü bir durum olmadığını belirtmiştir. (vii.35)

Mühendis Harpalus'un, gemileri pruvaları akıntıya bakacak şekilde birbirine bağlayarak ve her gemiye iki ek çapa ekleyerek istilacı orduların sonunda geçmesine yardımcı olduğu söylenir.

Mitoloji

Antik Yunan mitolojisine göre, Çanakkale Boğazı'nda geçen iki öykü vardır.

Athamas'ın kızı Helle, Altın Post efsanesinde altın bir koça, erkek kardeşiyle binen Helle Çanakkale Boğazı'nda koçtan düşer ve boğulur. Bu yüzden Çanakkale Boğazı'nın isimlerinden biri de "Helle'nin Denizi" anlamına gelen Hellenpontos'tur.

Çanakkale Boğazı, üzerinde kontrol sağlamak için özellikle de I. Dünya Savaşındaki 1915 Çanakkale Savaşında Müttefik Devletlerin Çanakkale Boğazı'na saldırısı gibi modern tarihte birçok düşmanlığın hedefi olmuştur.

Ayrıca bakınız

16 Mart 2025 Pazar

Balkan Birliği

Balkan Birliği, 1912'de Doğu Ortdoks krallıklar Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Karadağ tarafından hala Güneydoğu Avrupa'nın çoğunu kontrol eden Osmanlı İmparatorluğu'na karşı yapılmış bir dizi ikili anlaşmaların oluşturduğu dörtlü bir ittifaktı.

Balkanlar, 1900'lü yılların başından beri kargaşa içerisindeydi. Makedonya'da yıllarca süren gerilla savaşları, Jön Türk Devrimi ve Bosna Krizi gibi olaylar Balkanlardaki durumu yokuşa sürdü. 

1911'de Trablusgarp Savaşı'nın çıkmasıyla Osmanlı daha da zayıflarken Balkan devletleri saldırmak için daha da cesaret buldu. Rusya'nın arabuluculuğunda Sırbistan ve Bulgaristan anlaşmazlıklarını çözdüler. 

13 Mart 1912'de Avusturya-Macaristan'a karşı bir ittifak antlaşması imzaladılar ancak antlaşmanın gizli maddeleri bu ittifak antlaşmasını daha çok Osmanlı 'ya yönelik kılıyordu. Daha sonra Sırbistan, Karadağ ile; Bulgaristan ise Yunanistan ile ittifak antlaşması imzaladı. 

Dörtlü ittifak Ekim 1912'de patlak veren Birinci Balkan Savaşı'nda galip geldiler ve neredeyse Osmanlı'nın Avrupa'daki tüm topraklarını ele geçirdiler. Ancak zaferin ardından özellikle Makedonya'nın paylaşımında müttefikler anlaşmazlığa düştü. Bunun sonucu olarak birlik dağıldı ve kısa bir süre sonra 16 Haziran 1913'te Bulgaristan eski müttefiklerine saldırarak İkinci Balkan Savaşı'nı başlattı.

II. Balkan Savaşı

Bulgaristan'ın daha fazla toprak almasını kabul etmeyen Yunanistan, Karadağ, Sırbistan ve I. Balkan Savaşı'na katılmayan Romanya Krallığı birleşerek, Bulgaristan'a karşı savaş açtılar. Bulgarların üst üste yenilerek Doğu Trakya'daki birliklerini batıya kaydırmasından faydalanan Osmanlı Ordusu, Midye-Enez çizgisini aşarak, Edirne ve Kırklareli'ni geri aldı.

II. Balkan Savaşı Ağustos 1913 tarihli Bükreş Antlaşması ile bitti. Bu antlaşma ile Bulgaristan; Dobruca'yı Romanya'ya, Kavala'yı Yunanistan'a vermiş ve Makedonya'dan ufak bir toprak parçası almıştır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun yaptığı antlaşmalar

Bu antlaşmayı takiben Osmanlı İmparatorluğu yine 1913 yılında İstanbul Antlaşması'nı yaptı. Kırklareli ve Dimetoka, Osmanlı İmparatorluğu'na geri verildi. Batı Trakya ve Dedeağaç, Bulgaristan'da kaldı.

Osmanlı İmparatorluğu bu savaşın sonunda Yunanistan'la Atina Antlaşması'nı yaptı. Girit ve Ege Adaları, Yunanistan'a verildi. Yunanistan'da kalan Türklerin durumu da düzenlendi. Sırbistan ve Karadağ'ın, Osmanlı İmparatorluğu'yla sınırı kalmadığı için antlaşma imzalanmamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu, Sırbistan ile de Bulgaristan'la yaptığından farklı bir İstanbul Antlaşması imzalamıştır.

Her üç anlaşmada da Balkan devletlerinin sınırları içinde kalan Türk topluluğunun durumuna ilişkin hükümler bulunmakta, Balkanlardaki Türk halkının din ve mezhep özgürlüğü, Türkçe öğretim yapan ilk ve orta okulların açılması gibi hususlara yer verilmektedir.

Elçiler Konferansı

İtalya ile Yunanistan'ın işgaline uğramış ve hukuken Osmanlı toprağı olan Ege Adaları konusunda bu anlaşmalarda herhangi bir hüküm yoktur. Bu konu ile Londra'da toplanmış bulunan "Elçiler Konferansı" uğraşıyordu. Konferans 1914 Şubat ayında Meis adası dışında İtalya'nın işgal ettiği adalar İtalya'ya, Gökçeada ve Bozcaada dışında Yunanistan'ın işgal ettiği adalar ise Yunanistan'a bırakılması kararını aldı. Ancak, yine konferansa göre bu kararın hukuki değer kazanabilmesi için İtalya ve Yunanistan'ın Osmanlı Devleti ile ayrı ayrı birer antlaşma yapması gerekiyordu. Bu antlaşmalar imzalanamadan I. Dünya Savaşı patlak vermiştir.

Osmanlı son dönemde kaybettiği topraklardan birazını geri kazanmış, Balkan Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu yeni kurulan devletler karşısında büyük bir yenilgiye uğramış, Meriç Nehri'nin batısındaki tüm topraklarını kaybetmiş, Ege Adaları'nın kaderini de büyük devletlerin eline bırakmak zorunda kalmıştır.

II. Balkan Savaşı Osmanlı Devleti 

I. Balkan Savaşı'nda yenilince bu bölgede boşluk doğdu. Osmanlı Devleti'nden aldıkları toprakları paylaşamayan Balkan Devletleri birbirine düştü. Sırbistan Makedonya'nın Bulgaristan'a verilmesine itiraz etti. Yunanistan Makedonya'dan daha fazla toprak istedi. Romanya Bulgaristan'dan Dobruca'yı istedi. Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan'a savaş açtı. Romanya da Bulgaristan'a savaş açtı. Osmanlı Edirne'yi geri aldı. Bulgaristan barış istedi. 

a) İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913) 

b) Atina Antlaşması (14 Kasım 1913) 

c) Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913) 

Osmanlı Devleti, Ege adalarını kaybetti. İmroz, Bozcaada ve Meis dışındaki bütün Ege adaları Yunanistan'da kaldı. Arnavutluk bağımsız oldu. Makedonya elimizden çıktı. Batı Trakya, Bulgaristan'a verildi ve Osmanlı Devleti'nin elinde sadece Doğu Trakya kaldı. 

İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913) 

Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında yapılan bu antlaşmaya göre; 

1. Meriç Nehri Osmanlı-Bulgar sınırı oldu. 

2. Ancak, Dimetoka Osmanlılar'da kaldı. 

3. Edirne ve Kırklareli tekrar Osmanlı Devleti'ne bırakıldı. 

4. Bulgaristan'da kalan Türkler'in hakları belirlendi. 

5. Kavala ve Dedeağaç, Bulgarlar'da kaldı.

Atina Antlaşması (14 Kasım 1913) 

Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında imzalandı. 

Buna göre; 

1. Girit, Yanya ve Selanik Yunanistan'ın oldu. 

2. Osmanlı Devleti, Avrupa Devletleri'nin Ege adaları hakkındaki kararlarını kabul etmeyeceğini bildirdi. 

3. Yunanistan'da kalan Türklerin hakları saptandı. 

Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913) 

Bulgaristan ve diğer Balkan Devletleri aralarında imzaladıkları bu antlaşma ile savaşı sona erdirdiler. 

Buna göre; 

1. Bulgarlar, Dobruca'nın büyük bir kısmını Romanya'ya verdi. 

2. Manastır, Sırpların oldu. 

3. Makedonya'nın bir kısmı Bulgaristan'a bırakıldı.

Balkan Savaşlarının Sonuçları 

Osmanlı Devleti, Ege adalarını kaybetti. 

İmroz, Bozcaada ve Meis dışındaki bütün Ege adaları Yunanistan'da kaldı. 

Arnavutluk bağımsız oldu. 

Makedonya elimizden çıktı. 

Batı Trakya, Bulgaristan'a verildi ve 

Osmanlı Devleti'nin elinde sadece Doğu Trakya kaldı. 

Ayrıca bakınız

  • Proşçaniye Slavyanki
  • Milunka Savić
  • Balkan Savaşları Müzesi (Selanik)
  • Balkan Savaşları'nda Yunanistan
  • Balkan Savaşları sırasında yakılan yerler listesi

I. Balkan Savaşı

I. Balkan Savaşı


8 Ekim 1912 - 30 Mayıs 1913 tarihleri arasında Bulgaristan Krallığı, Sırbistan Krallığı, Yunanistan Krallığı ve Karadağ Krallığı'ndan oluşan Balkan Birliği, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlardaki topraklarının çoğunu ele geçirdi. Arnavutluk da bağımsızlığını kazandı.

Osmanlı'nın savaşı kaybetme nedenleri

Trablusgarp Savaşı'nın çıkması (1911),

Balkanlarda bir karışıklığın meydana gelmeyeceği fikriyle bölgeden, 200 taburluk (75.000 askerlik) bir kuvvetin terhis ettirilmesi,

Ordunun teçhizatının düşman güçlerden çok daha üstün olmasına rağmen birliklerin sabotaj ve baskınlara açık ileri mevkilerde mevzilendirilmesi,

Sırbistan'ın, Almanya'dan satın aldığı ağır silahların Selanik Limanı üzerinden geçirilmesine şaşırtıcı bir biçimde izin verilmiş olması ve dolayısıyla Balkan Devletleri'nin silahlanması hususunda kayıtsız kalınması,

Askerlikle politikanın, birbiri içine dahil edilmesi neticesinde İttihat ve Terakki Fırkası ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası mensubu subay ve generallerin, sırf siyasi görüş farklılıkları sebebiyle birbirine yardımdan yüz çevirmesi.

Çok kısa zaman zarfında:

Osmanlı İmparatorluğu yüz binlerce asker ve yılların çabasıyla elde edilmiş binlerce top ile silah stoklarını kaybetti.

Savaş, çok sayıda Türk, Pomak, Arnavut ve diğer Müslümanların birçoğunun katline ve mecburen göçüne yol açtı. Balkanlar'daki nüfus dağılımı büyük ölçüde değişti.

Ordu tecrübesiz ve mesuliyet duygusundan uzak subaylarca idare edildiğinden Doğu ve Batı cephesi olarak iki tertipte savaşan Osmanlı Ordusu'nun ilk önce doğu kısmı Bulgarlar tarafından mağlup edilmiştir. Daha sonra Batı cephesiyle irtibatı kesilen Osmanlı Ordusu, Sırp ve Yunanlarla savaşan birliklerini de kaybetmiştir.

Arnavutların çoğu Osmanlı tarafında savaşırken, 1910'daki olaylar ve 1911'deki ayaklanma nedeniyle Arnavutların bir kısmı Osmanlı devletinin karşısında yer almıştır.

Trakya Türkleri ancak 45.000 civarında bir seferberlik çıkarabilmiştir.

Öte yandan savaşın kısa sürmesi Osmanlı İmparatorluğu'nun Anadolu ve Arap Yarımadası'ndaki birliklerinin bölgeye nakledilmesine dahi fırsat tanımamıştır.

Osmanlı'nın kaybettiği topraklar

Bulgaristan ordusu, Çatalca'ya kadar ilerleyerek, İstanbul'u tehdit etmeye başladı. Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan orduları, Makedonya'yı tamamen işgal ettiler. Diğer Balkan ülkelerini kendine karşı tehdit olarak gören Arnavutluk, mecburen bağımsızlığını ilan etti. Yunanistan, Gökçeada ve Bozcaada dışındaki Ege Adaları'nı işgal etti.

Taraflar arasında savaşı bitiren anlaşma 1913 yılı Mayıs ayında Londra'da imzalandı. Londra Antlaşması'na göre:

Arnavutluk bağımsızlığını kazandı.

Girit Adası Yunanistan'a verildi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Trakya sınırı Edirne ve Kırklareli illerini dışarıda bırakacak şekilde Midye-Enez Hattı olmuştur.

Balkan Savaşları

Balkan Savaşları, Osmanlı İmparatorluğu'nun 8 Ekim 1912 - 10 Ağustos 1913 arasında Balkanlardaki dört devlete karşı yaptığı savaşlardır. Çatışmaların temel nedeni Bulgaristan Krallığı ile Sırbistan Krallığı'nın Balkanlarda hızlanan yayılma faaliyetleridir.

Tarih : 8 Ekim 1912 - 10 Ağustos 1913 (10 ay, 2 gün)

Bölge : Balkan Yarımadası

Sonuç : I. Balkan Savaşı: Balkan Birliği kazandı ve Osmanlı İmparatorluğu yenildi, Londra Antlaşması imzalandı.

II. Balkan Savaşı: Bulgaristan yenildi, Bükreş Antlaşması (1913) imzalandı.

Taraflar

Birinci Balkan Savaşı

İkinci Balkan Savaşı

  •  Bulgaristan

Birinci Balkan Savaşı

  •  Sırbistan
  •  Karadağ
  •  Yunanistan
  •  Bulgaristan

İkinci Balkan Savaşı

  •  Sırbistan
  •  Karadağ
  •  Yunanistan
  •  Romanya
  •  Osmanlı İmparatorluğu

Komutanlar ve liderler

  • Osmanlı İmparatorluğu Kâmil Paşa
  • Osmanlı İmparatorluğu Nâzım Paşa
  • Osmanlı İmparatorluğu Zeki Paşa
  • Osmanlı İmparatorluğu Abdullah Paşa
  • Osmanlı İmparatorluğu Ali Rıza Paşa
  • Osmanlı İmparatorluğu Mahmud Muhtar Paşa ×
  • Osmanlı İmparatorluğu Hasan Rıza Paşa (ölü)
  • Osmanlı İmparatorluğu Esad Paşa Teslim
  • Osmanlı İmparatorluğu Mehmed Şükrü Paşa Teslim
  • Osmanlı İmparatorluğu Hasan Tahsin Paşa Teslim
  • Osmanlı İmparatorluğu Mehmet Yaver Paşa Teslim
  • Osmanlı İmparatorluğu Kolağası Mehmet Kürşat
  • Bulgaristan Krallığı I. Ferdinand
  • Bulgaristan Krallığı Mihail Savov
  • Bulgaristan Krallığı Vasil Kutinçev
  • Bulgaristan Krallığı Nikola Ivanov
  • Bulgaristan Krallığı Radko Dimitriyev
  • Bulgaristan Krallığı Stiliyan Kovaçev
  • Bulgaristan Krallığı Stefan Toşev
  • Bulgaristan Krallığı I. Ferdinand
  • Bulgaristan Krallığı Mihail Savov
  • Bulgaristan Krallığı Ivan Fiçev
  • Bulgaristan Krallığı Vasil Kutinçev
  • Bulgaristan Krallığı Nikola Ivanov
  • Bulgaristan Krallığı Radko Dimitriyev
  • Yunanistan Krallığı Prens Konstantin
  • Yunanistan Krallığı Panayotis Danglis
  • Yunanistan Krallığı Pavlos Kunturiotis
  • Sırbistan Krallığı Radomir Putnik
  • Sırbistan Krallığı Petar Bojović
  • Sırbistan Krallığı Stepa Stepanović
  • Sırbistan Krallığı Živojin Mišić
  • Karadağ Krallığı I. Nikola
  • Karadağ Krallığı Prens Danilo Petrović
  • Karadağ Krallığı Mitar Martinović
  • Karadağ Krallığı Janko Vukotić
  • Yunanistan Krallığı Prens Konstantin
  • Yunanistan Krallığı Panayotis Danglis
  • Yunanistan Krallığı Pavlos Kunturiotis
  • Sırbistan Krallığı Radomir Putnik
  • Sırbistan Krallığı Petar Bojović
  • Sırbistan Krallığı Stepa Stepanović
  • Sırbistan Krallığı Živojin Mišić
  • Karadağ Krallığı I. Nikola
  • Karadağ Krallığı Prens Danilo Petrović
  • Karadağ Krallığı Mitar Martinović
  • Karadağ Krallığı Janko Vukotić
  • Romanya Krallığı I. Carol
  • Romanya Krallığı I. Ferdinand
  • Romanya Krallığı Alexandru Averescu
  • Osmanlı İmparatorluğu V. Mehmed
  • Osmanlı İmparatorluğu Ahmed İzzet Paşa
  • Osmanlı İmparatorluğu Enver Paşa

1878 tarihli Berlin Antlaşması'nda umduğunu bulamayan Bulgaristan, 1908 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra Balkanlarda etkin bir politika izlemeye başlamıştı. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun yine 1908 yılında Bosna-Hersek'i ilhak etmesi ise Sırbistan Krallığı'nı aynı yönde bir politika izlemeye itti.

1912 yılında Rus İmparatorluğu bu iki devletin çıkarlarının çatışmaması için Bulgaristan ve Sırbistan arasında ara buluculuk ve düzenleyicilik yapmaya başladı. Osmanlı İmparatorluğu'na karşı yapılan ittifaka Yunanistan Krallığı ve Karadağ Krallığı da katıldı.

Rus İmparatorluğu'nun Balkan devletleriyle antlaşması: Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlardaki varlığına son vermek isteyen Yunanistan Krallığı, Bulgaristan Krallığı, Sırbistan Krallığı ve Karadağ Krallığı; Rus İmparatorluğu aracılığıyla aralarında anlaşarak Türkleri, Balkanlardan atmak istediler. Trablusgarp Savaşı da onları cesaretlendirdi.

Balkan savaşları

Birinci Balkan Savaşı (1912)

Birinci balkan savaşının nedenleri

Topraklarını büyütme hesapları yapan Balkan devletleri (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistanve Karadağ) Trablusgarp savaşını fırsat bilerek aralarında anlaşama yaparak Osmanlı devletine savaş açmaya karar vermişlerdir. Osmanlı devleti zaten bir çok bölgede savaşırken Balkan savaşı Osmanlı devletinin çökmesine yol açmış olup, Balkan devletleri de bundan fırsat bularak savaşı başlatmış ve Osmanlı devleti bu savaştan yenik ayrılmıştır.

Birinci Balkan Savaşı’nın Nedenleri:

Fransız ihtilalinden sonra yayılan ve tüm ülkeyi etkisi altına alan milliyetçilik akımının Balkan devletleri üzerindeki etkisi

Rusya’nın savaşı kazanmak için yanına çektiği Slav milletinin fazla toprak kazanacağı düşüncesi Balkan devletlerini savaşa sokmuştur

Osmanlı devletinin Almanya’ya duyduğu hayranlık ve Almanya’nın yanında savaşa girerse kaybettiği toprakları geri alacağı ümidi İngiltere’yi Reval görüşmeleri sonrasında Rusyayı balkanlarda serbest bırakması Balkanların topraklarını kaybetme korkusu yaşatmıştır

Avrupa devletlerinin balkan devletlerini Osmanlının savaştan çok toprak parçası alacağını söylemeleri balkan devletlerini Osmanlı devletine karşı kışkırtmıştır

Osmanlı devleti savaşlardan yenik, yorgun ve bitkin ayrıldığı için balkan devletlerin savaşı kolay kazanacağına inanmış olması

Osmanlı devletinde ki  bazı  yöneticilerin Balkan devletleriyle birleşmesi de savaşı başlatmalarına sebep olmuştur.

Bu nedenler sonucun da  Osmanlı devleti ile Balkan devletleri arasında Londra Barış Antlaşması imzanlanmıştır. ( 30 mayıs 1913) antlaşmanın maddeleri şöyledir ;

Trakya da Osmanlı Bulgaristan sınırı Midye-Enez olmuştur
Trakya ve Edirne Bulgaristana , Güney Makedonya ,Selanik ve Girit  Yunanistana ,Silistre Romanya’ya, Kuzey ve Orta Makedonya  ise Sırbistana verilmiştir
Arnavutluk devletinin bağımsızlığı kabul edilmiştir.
Birinci Balkan Savaşı’nın sonuçları
Balkanlarda ki ve Ege denizinde ki Osmanlı hakimiyeti son bulmuştur
İmzalanan Londra antlaşması ile Bulgaristan Ege denizin de kıyı sahibi olmuştur
Osmanlı devletinin balkan devletleriyle imzaladığı Londra antlaşmasından dolayı sadece  Bulgaristan ile sınır komşuluğu kalmıştır.

I. Balkan Savaşı’nın kaybedilmesinin nedenleri

Osmanlı devleti savaşlardan yenik ve bitkin bir halde çıktığı için sanayi alanında ilerleme kaydedememiştir.
Osmanlı devletinin ordusunun sayısı savaşlarda yeterli olmamıştır.
Osmanlı devleti  dört cephede savaşmak zorunda kaldığı için mühimmat ve askerlerini kaybetmiştir
En önemli sebep ise orduda görev yapan 65.000 askerin gençleştirme politikası adı altında terhis ettirilmesi

II. Balkan Savaşı (1913)

İkinci Balkan Savaşı’nın Nedenleri

Osmanlı devleti savaştan yorgun ve bitkini çıktığı için otoritesini kaybetmiştir ve balkan devletlerine bir fırsat sunmuştur. Osmanlı devletinin kalan topraklarını balkan devletleri kendi aralarında paylaşamamış olması tekrar toprak kazanma hevesiyle savaşın başlamasına neden olmuştur

I. Balkan savaşı sonrasında Osmanlı devletinden kazandıkları toprakların büyük bir kısmını alan Bulgaristana karşı aralarında ittifak yapan Yunanistan Romanya Sırbistan ve Karadağ Bulgaristana saldırmıştır. Bu saldırıyı fırsat bilen Osmanlı devleti kaybettikleri toprakları geri almak için Bulgaristana savaş açmıştır. Osmanlı devleti savaşarak Edirne ve Kırklareliyi geri almıştır. Bulgaristan savaştan yenik çıktığı için Osmanlı devleti ve Balkan devletleriyle barış imzalamak zorunda kalmıştır

II. Balkan Savaşının Sonuçları
Balkan savaşlarında yaşayan binlerce Türk Anadolu ya göç etmek zorunda kalmıştır
Savaştan yenik çıkan ve bir çok toprak kaybeden Osmanlı devleti Almanya dan yeni silahlar almıştır
Osmanlı devleti askerlerinin eğitimi için Almanya dan subaylar getirmiş ve buda Almanya-Osmanlı devleti arasında ki bağı kuvvetlendirmiştir.
Batı Trakya Türkleri sorunun çıkmasına neden olmuştur.

Balkan Savaşları’nı Bitiren Antlaşmalar

  • Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913)
  • İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913)
  • Atina Antlaşması (14 Kasım 1913)
  • İstanbul Antlaşması (13 Mart 1914)

Balkan Cephesi, (I. Dünya Savaşı)

Balkan Cephesi, I. Dünya Savaşı dahilinde Balkanlar'da meydana gelen muharebeleri kapsayan cephedir. I. Dünya Savaşı, Avusturya-Macaristan ve Sırbistan arasında yaşanan çatışmalarla başlamış olması açısından Balkanlar'da çıkmıştır. Balkan Cephesi'ndeki savaşa sonradan Rusya, Osmanlı İmparatorluğu, İtalya ve Bulgaristan gibi ülkeler de katılmıştır.

Balkan Cephesi

Tarih : 3 Ağustos 1914 - Ağustos 1918

Bölge : Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Makedonya. 

Sonuç : Versailles Barış Antlaşması, Brest Litovsk Barış Antlaşması, Neuilly Antlaşması, Trianon Antlaşması, Bükreş Antlaşması

Taraflar : 

  • Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, 
  • Alman İmparatorluğu 
  • Bulgaristan Krallığı 
  • Osmanlı İmparatorluğu 
  • Rus İmparatorluğu 
  • Fransa 
  • Birleşik Krallık 
  • İtalya Krallığı 
  • Sırbistan Krallığı 
  • Romanya 
  • Yunanistan Krallığı 

Komutanlar ve liderler

  • Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Conrad von Hötzendorf
  • Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Oskar Potiorek
  • Bulgaristan Krallığı Nikola Jekov
  • Alman İmparatorluğu Paul von Hindenburg
  • Alman İmparatorluğu Erich von Falkenhayn
  • Alman İmparatorluğu August von Mackensen
  • Rus İmparatorluğu Aleksey Brusilov
  • Fransa Louis Franchet d'Esperey
  • Fransa Maurice Sarrail
  • İtalya Krallığı Luigi Cadorna
  • İtalya Krallığı Armando Diaz
  • Sırbistan Krallığı Radomir Putnik
  • Romanya Constantin Prezan
  • Yunanistan Krallığı Panagiotis Danglis

Rusya'nın savaşa katılmaktaki amacı, Bulgaristan ve Avusturya-Macaristan'ı savaş dışı bırakıp Balkanlar'ı ele geçirmek ve sıcak denizlere inmek olmuştur. İtalya savaştan önce Almanya ve Avusturya-Macaristan ile yakınlaşmış ancak savaş başladığında tarafsız kalmıştır. 

Londra Antlaşması'nın imzalanması sonucunda, Arnavutluk ve Dalmaçya'da güç kazanmayı amaçlayan İtalya, Almanya ve Avusturya-Macaristan'a savaş ilan etmiştir. Bulgaristan'ın savaşa katılmasında Rusya ve Balkan ülkelerine karşı duyduğu güvensizliğin artması, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu ile yakınlaşması ve Makedonya'da ilerlemeyi hedeflemesi gibi nedenler etkili olmuştur. Yunanistan'ın temel amacı ise Megali İdea'yı gerçekleştirmek üzerine kurulmuştur.

Avusturya-Macaristan ve Sırbistan arasındaki savaşta, Sırbistan 1915'in sonlarına kadar büyük bir direniş göstermiştir. Rusya'nın Avusturya-Macaristan üzerinde kurduğu baskı, Sırbistan'ın direnişinin uzun sürmesinde etkili olmuştur. Bulgaristan'ın savaşa katılmasıyla Arnavutluk'a çekilen Sırp birlikleri, savaşın Balkanlar'ın kalanında da yayılmasına neden olmuştur. İtalya, Sırp birliklerinin Yunanistan başta olmak üzere çeşitli bölgelere tahliye edilmesine yardımcı olmuştur.

Romanya'nın İtilaf Devletleri'nin yanında savaşa katılması, cephedeki çatışmaların daha da şiddetlenmesine neden olmuştur. Alman ve Avusturya-Macaristan birlikleri, Romanya'nın büyük çoğunluğunu işgal edip durumu İttifak Devletleri lehine döndürmeye çalışmıştır. Rusya ve Romanya, cephedeki etkinliğini yitirmiştir.

1917'de Yunanistan, İtilaf Devletleri'nin yanında savaşa katılmıştır. İtilaf Devletleri, kısa sürede Büyük Britanya ve Fransa'nın da aralarında olduğu birçok ülkeden birlikler toplamış ve kuzeye doğru bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırı sonucunda, Bulgaristan barış görüşmelerine başlamış ve savaştan çekilme kararı almıştır. Sırbistan, yeniden İtilaf Devletleri'nin kontrolüne geçmiştir.

Bulgaristan'ın savaştan çekilmesiyle Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki iletişim kesilmiş, İttifak Devletleri'nin cephede başarısız olmasının önü açılmıştır. 1918'in ortalarında, İtilaf Devletleri'nin zaferi kesinleşmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu, Balkan Cephesi'nde Makedonya'daki cephelere 25.000[3] asker ve Romanya'daki cephelere 21.000 asker göndermiştir. Romanya'da Osmanlı İmparatorluğu yaklaşık 19.000 kadar zayiat vermiştir.

İSMET İNÖNÜ, ALMAN TELEVİZYONU’NUN ATATÜRK’E VE TÜRK DEVRİMİ’NE İLİŞKİN SORULARINI CEVAPLIYOR

İSMET İNÖNÜ, ALMAN TELEVİZYONU’NUN ATATÜRK’E VE TÜRK DEVRİMİ’NE İLİŞKİN SORULARINI CEVAPLIYOR (BASINIMIZDA BİLİNMEYEN BİR SÖYLEŞİ) Prof. Dr....