27 Şubat 2025 Perşembe

ATATÜRK'ÜN SEVDİĞİ YEMEKLER

Askeri okulların klasik yemeği kuru fasulyedir, orada alışılan bu yemek ilerde cephelerde de daima karşınıza çıkar. Atatürk mektepten alıştığı kuru fasulyeyi bütün ömrünce diğer yemeklere tercih etti.

Bir bekar yemeği olan yağda kızartılmış yumurta ise , onun ikinci büyük tercihi idi. Meze olarak beyaz peynir, kavun ve leblebi daima sofrada bulunurdu. Rakıdan başka içkiler üzerinde durmazdı.
Alkole çok dayanıklı bir bünyesi vardı.

Kazım Özalp
Atatürk'ten Anılar, Türkiye lş Bankası Kültür Yayınlan, Ankara 1 992, s. 79.

26 Şubat 2025 Çarşamba

Atatürk'ün Kronolojik Hayatı

Atatürk'ün Kronolojik Hayatı

  • 1881 Selanik'te doğdu.
  • 1893 Askeri Rüştiye'ye girdi ve Kemal adını aldı.
  • 1895 Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.
  • 13/03/1899 İstanbul Harp Okulu piyade sınıfına girdi.
  • 1902 Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete çıkardı.
  • 11/01/1905 Harp Akademisi'ni yüzbaşı olarak bitirdi. Şam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayı'nda staj yapmak için atandı.
  • 10/1905 Şam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da topçu stajını yaptı ve kolağası oldu.
  • 23/07/1908 Meşrutiyet'in ilan edilmesi için çalışmalar yaptı.
  • 31/03/1909 31 Mart Devrimi'nde, Hareket Ordusu kurmay subayı olarak çalıştı.
  • 13/09/1911 İstanbul'a Genelkurmay'a naklen atandı.
  • 27/11/1911 Binbaşılığa yükseldi.
  • 09/01/1912 Trablusgarp'ta, Tobruk Saldırı'sını yönetti.
  • 27/10/1913 Sofya Ateşemiliterliği'ne atandı.
  • 01/03/1914 Yarbaylığa yükseltildi.
  • 02/02/1915 Tekirdağı'nda, 19. Tümen'i kurdu.
  • 25/02/1915 Maydos'a gitti.
  • 25/04/1915 Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu.
  • 01/06/1915 Albaylığa yükseldi.
  • 09/08/1915 Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı.
  • 10/08/1915 Düşmanı Anafartalar'dan geri attı.
  • 01/04/1916 Tuğgeneralliğe yükseldi.
  • 06/08/1916 Bitlis ile Muş'u düşman elinden kurtardı.
  • 20/09/1917 Ülkenin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.
  • 10/1917 İstanbul'a döndü.
  • 26/10/1918 Halep'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu.
  • 30/10/1918 Mondros Mütarekesi'nin imzalanması.
  • 31/10/1918 Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na atandı.
  • 13/11/1918 Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırıldı ve Mustafa Kemal İstanbul'a döndü.
  • 30/04/1919 Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettişliği'ne atandı.
  • 15/05/1919 Yunanlıların İzmir'e asker çıkarması.
  • 16/05/1919 Bandırma gemisiyle İstanbul'dan ayrıldı.
  • 19/05/1919 Samsun'a çıktı.
  • 15/06/1919 3. Ordu Müfettişi sanını aldı.
  • 21/06/1919 Ulusal Güçleri, Sivas Kongresi'ne çağırdı.
  • 08-09/07/1919 Askerlikten çekildi (saat: 20:50).
  • 23/07/1919 Erzurum Kongresi Mustafa Kemal'in başkanlığında toplandı ve bir Temsil Kurulu seçerek dağıldı (07/08/1919).
  • 04/09/1919 Sivas Kongresi Mustafa Kemal'in başkanlığında toplandı ve 11.09.1919'da sona erdi.
  • 11/09/1919 Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı'na seçildi.
  • 22/10/1919 Amasya Protokolü imzalandı.
  • 07/11/1919 Erzurum'dan milletvekili seçildi.
  • 27/12/1919 Heyeti Temsiliye'yle birlikte Ankara'ya geldi.
  • 20/03/1920 İtilaf Devletlerinin İstanbul'u ele geçirmesi üzerine protestoda bulundu; Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimine başladı.
  • 18/03/1920 İstanbul'da Meclis-i Mebusan'ın son toplantısı.
  • 19/03/1920 Ankara'da, üstün yetki taşıyan bir Millet Meclisi toplanması için illere duyuruda bulundu.
  • 23/04/1920 Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.
  • 24/04/1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.
  • 05/05/1920 İlk hükümet, Mustafa Kemal'in başkanlığında toplandı.
  • 11/05/1920 İstanbul Hükümeti'nce ölüm cezasına çarptırıldı.
  • 24/05/1920 Padişah, Mustafa Kemal'in cezasını onayladı.
  • 10/08/1920 Osmanlı İmparatorluğu delegeleri ile İtilaf Devletleri arasında Sevr Antlaşması imzalandı.
  • 09-10/01/1921 Birinci İnönü Savaşı.
  • 20/01/1921 İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun temel maddeleri kabul edildi.
  • 31/03/1921 İkinci İnönü Savaşı (31.03.1921 - 01.04.1921).
  • 10/05/1921 Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu'nu kurdu ve Grup Başkanlığı'na seçildi.
  • 05/08/1921 Kendisine başkomutanlık görevi verildi.
  • 22/08/1921 Yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı başladı.
  • 13/09/1921 Sakarya Meydan Savaşı kazanıldı.
  • 19/09/1921 Mareşal rütbesini ve Gazi sanını kazandı.
  • 26/08/1922 Kocatepe'den, Büyük Taarruz'u yönetti.
  • 30/08/1922 Dumlupınar Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı kazandı.
  • 01/09/1922 "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir! İleri!" buyruğunu verdi.
  • 09/09/1922 Şanlı Türk Ordusu İzmir'e girdi.
  • 10/09/1922 Gazi Mustafa Kemal İzmir'e geldi.
  • 11/10/1922 Mudanya Mütarekesi imzalandı.
  • 01/11/1922 Önerisi üzerine saltanat kaldırıldı.
  • 17/11/1922 Vahdettin, bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul'dan kaçtı.
  • 29/01/1923 Latife Hanım ile evlendi.
  • 24/07/1923 Lozan Antlaşması imzalandı.
  • 09/08/1923 Halk Fırkası'nı kurdu.
  • 11/08/1923 İkinci kez Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi.
  • 29/10/1923 Cumhuriyet ilan edildi; ilk cumhurbaşkanı seçildi.
  • 01/03/1924 Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde halifeliği kaldırdı; öğretimin birleştirilmesi hakkında açılış söylevini verdi.
  • 03/03/1924 Hilafet kaldırıldı; öğretim birleştirildi; Şer'iye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin kaldırılması hakkındaki yasalar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kabul edildi.
  • 20/04/1924 Türkiye Cumhuriyeti Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu kabul edildi.
  • 17/02/1925 Aşar vergisi kaldırıldı.
  • 24/08/1925 Kastamonu'da ilk kez şapka giydi.
  • 25/11/1925 Şapka Yasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
  • 30/11/1925 Tekkelerin kapatılması hakkındaki yasa kabul edildi.
  • 26/12/1925 Uluslararası takvim ve saat kabul edildi.
  • 17/02/1926 Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
  • 01/07/1927 Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul'a gitti.
  • 15-20/10/1927 Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda tarihi Büyük Söylev'ini yaptı.
  • 01/11/1927 İkinci kez cumhurbaşkanı seçildi.
  • 09/08/1928 Sarayburnu'nda, Türk harfleri hakkındaki söylevini yaptı.
  • 03/11/1928 Türk Harfleri Yasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
  • 15/04/1931 Türk Tarih Kurumu'nu kurdu.
  • 04/05/1931 Üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi.
  • 12/07/1932 Türk Dil Kurumu'nu kurdu.
  • 29/10/1933 Cumhuriyetin 10. yıldönümünde tarihi söylevini yaptı.
  • 24/11/1934 Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, Gazi Mustafa Kemal'e Atatürk soyadının verilmesi hakkındaki yasa kabul edildi.
  • 01/03/1935 Dördüncü kez cumhurbaşkanı seçildi.
  • 01/05/1937 Çiftliklerini Hazine'ye, taşınmaz mallarını da Ankara Belediyesi'ne bağışladı.
  • 31/03/1938 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Atatürk'ün hastalığı hakkında ilk resmi duyurusunu yaptı.
  • 15/09/1938 Vasiyetnamesini yazdı.
  • 16/10/1938 Hastalık durumu hakkında, günlük resmi duyuruların yayınına başlandı.
  • 10/11/1938 Ulu önder Atatürk, vefat etti (perşembe, saat: 09:05)...
  • 11/11/1938 İstanbul Şehir Meclisi olağanüstü toplandı. Saraydaki cumhurbaşkanlığı forsu indirilerek yerine yarıya değin indirilmiş Türk bayrağı çekildi.
  • 12/11/1938 Yüksek öğretim gençliği, Atatürk'ün ölümü dolayısıyla üniversite konferans salonunda toplandı.
  • 13/11/1938 Türk Gençliği, Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde toplanarak Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti koruyacağına ant içti.
  • 14/11/1938 Türkiye Büyük Millet Meclisi üzüntü dolu bir toplantı yaptı.
  • 15/11/1938 Hükümet, Atatürk'ün Ankara'da ebedi istirahat yerine konulacağı 21 Kasım 1938 tarihini, ulusal yas günü olarak duyurdu.
  • 16/11/1938 İstanbullular, Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu'ndaki katafalkı önünde, sabahın ilk saatlerinden gecenin son saatlerine değin, saygı ve üzüntü içinde son görevlerini yaptılar.
  • 19/11/1938 Atatürk'ün Dolmabahçe'den alınan yüce cenazesi büyük bir törenle önce Sarayburnu'na, oradan Zafer torpidosuyla Yavuz zırhlısına götürüldü. Yavuz zırhlısıyla İzmit'e değin götürülen tabut, oradan Ankara'ya yolcu edildi.
  • 20/11/1938 Atatürk'ün kutlu nâşı Ankara'ya ulaştı ve Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi önündeki katafalka konuldu. Ankaralılar da son görevlerini saygıyla yaptılar.
  • 21/11/1938 Cenazesi, Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre konuldu.
  • 25/11/1938 Vasiyetnamesi açıldı.
  • 26/12/1938 "Ebedi Şef" sanıyla anılması kabul edildi.
  • 04/11/1953 Geçici kabri açıldı.
  • 10/11/1953 Cenazesi Anıtkabir'e nakledildi.

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

         Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

         Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!




Atatürk'ün Türklük Üzerine Sözleri

- Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.
- Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.
- Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.
- Benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.
- Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen payidar kalacaktır.
- Bir Türk dünyaya bedeldir.
- Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur.
- Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.
- Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
- Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır.
- Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı yok etmeyi göze alırız.
- Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.
- Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
- Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir.
- Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum.
- Milletin sevgisi kadar büyük mükafat yoktur.
- Ne mutlu Türk'üm diyene!
- Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
- Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
- Türk! Öğün! Çalış! Güven!..
- Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.
- Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur.


Atatürk'ün 10.Yıl Nutku

Türk Milleti!

          Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun! Bu anda büyük Türk milletinin bir bireyi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve coşkunluğu içindeyim.


          Yurttaşlarım!

          Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bundaki başarıyı, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimle yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla yeterli göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunluluğunda ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve uygar ülkeleri düzeyine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah araç ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş yüzyılların gevşetici zihniyetine göre değil, çağımızın hız ve hareket kavramına göre düşünülmelidir. Geçen zamana oranla, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da başarılı olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti, milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Çünkü Türk milletinin yürümekte olduğu yükselme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müsbet bilimdir.

          Şunu da önemle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan topluluğu olan Türk milletinin tarihsel bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusuna ara vermeden ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün insanlığa gerçek huzurun sağlanması yolunda, kendine düşen uygarca vazifeyi yapmakta başarılı kılacaktır.


          Büyük Türk Milleti!

          On beş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde başarı vaat eden çok sözlerimi işittin. Mutluyum ki, bu sözlerimin, hiçbirinde, milletimin, hakkımdaki güvenini sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı inanç ve kesinlikle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün uygar dünya, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar niteliği ve büyük uygar yeteneği, bundan sonraki gelişmesi ile, geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.


          Türk Milleti!

          Sonsuzluğa akıp giden her on yılda, bu büyük milli bayramını daha büyük onurla, mutluluklarla, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

          Ne mutlu Türk'üm diyene!


29 Ekim 1933 Ankara      


Atatürk'ün Bursa Nutku

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı kişi camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve günümüzde "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yapar.

         
 "Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

          Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek".

          Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

          İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!"

6 Şubat 1933 Bursa Atatürk Köşkü

Atatürk'ün Balıkesir Hutbesi

Balıkesir Hutbesi, Mustafa Kemal'in 7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir'deki Zağnos Paşa Camii'ndeki ünlü konuşmasıdır.
          
"Ey Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur'an'da ki mânası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak'tır.
          
Arkadaşlar; Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. Hazreti Peygamber'in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize; milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna eriştiren Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük bir sevap kazanacağımı ümit ediyorum.
          
Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz ve bağımsızlığımız için, özellikle egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin şekli, milletimizin duygusal fikirleri ve lisanı ile medeni ihtiyaçlarıyla uygun görülmektedir.

          
Efendiler, hutbe demek topluma hitap etmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur. Hutbe denildiği zaman bundan birtakım kavram ve manalar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber'in hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek, dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek Peygamberin, gerek dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır, o günün askeri, idâri, mâli ve siyasi, sosyal konularıdır. İslam toplumunun çoğalması ve İslam ülkeleri gerilemeye başlayınca, Cenabı Peygamber'in ve dört halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım kişileri memur etmişlerdir. Bunlar herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar camilerde ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için bir şart lâzımdı. O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması! Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü, her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir. Ancak millete ait olan işleri milletten gizli yaptılar. Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir lisanda olması ve onların da bugünün gereklerine ve ihtiyaçlarımıza temas etmemesi, Halife ve Padişah sıfatını taşıyan despotların arkasından köle gibi gitmeye mecbur etmek içindi. Hutbeden amaç halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullandığı dil ile konuşmaları gereklidir. Geçen yıl Millet Meclisi'nde söylediğim bir nutukta demiştim ki "Minberler halkın akılları, vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur." Böyle olabilmek için minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun olması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve günün gereklerine uygun olmalıdır ve olacaktır."


İSMET İNÖNÜ, ALMAN TELEVİZYONU’NUN ATATÜRK’E VE TÜRK DEVRİMİ’NE İLİŞKİN SORULARINI CEVAPLIYOR

İSMET İNÖNÜ, ALMAN TELEVİZYONU’NUN ATATÜRK’E VE TÜRK DEVRİMİ’NE İLİŞKİN SORULARINI CEVAPLIYOR (BASINIMIZDA BİLİNMEYEN BİR SÖYLEŞİ) Prof. Dr....